Çanakkale Sunusu


Birinci dünya harbinin; gerek Türk, gerekse dünya tarihi açısından en önemli bölümünü hiç şüphe yok ki; Çanakkale Savaşları işgal eder.

Et ile demirin!!!!!,Varlık ile yokluğun mücadelesidir.!!!

Zira, Çanakkale’nin o dehşet anını görenler, kıyametin koptuğunu zannederler.

Dünya tarihi, metrekareye 6 bin merminin düştüğü böylesi bir savaşı ne görmüş, ne de tanımıştır.


Şu Boğaz Harbi Nedir? Varmı ki dünya da eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,........(Dur!!!)

Çanakkale Savaşları tarihin kaderini değiştiren ...,
Türk’ün şan ve şerefini şahikaya eriştiren..,
Vatana sevgi duygusunu hücrelerimize değin yaşatan...,
İman gücünü bayraklaştıran...,
Savaşıp çarpışan vatan evlatlarını madde ve mana aleminde ölümsüzleştiren bir mücadeledir.
Mütegallipleri kederinden çatlatan eşsiz bir zaferdir.







Yakarışa geçivermişti hepsi de birden
İçini döküyordu Hakk’a herkes derinden
Kuduruyordu mütegallipler kederinden
Ve emindi Mehmetçik,yarın ki zaferinden......

Çanakkale içinde aynalı çarşı(2)
Ana ben gidiiiiiiiyoooom /düşmana karşı
Ooooof gençliğim eyvah!










Mehmedimin saati yok!..,takvimi bilmez.,pusula yok!..,mevki yer-yön bilmez.

Zaman .........sabah namazı sonrası. bir alay vardı orada.....Askerleri birbirleriyle öyle yarışırlardı ki....

Ne yer halkı,ne semavat; terennümlerini dinlemeden geçemez.

Mehmedim açmıştı ellerini Rahman’a

Yönü O’ ydu! Vakti O!!! , zafer O’ydu. ölüm O!!!.



27.Alay 3.Tabur 4.Bölük komutanı Vekili Asteğmen Mucip,Tabura yazdığı muharebe raporunu şu cümlelerle bitiriyordu.


-Bölükten dünkü muharebeye iştirak eden 164 neferden bugün mevcut olanlar 35’tir.Şehit ve yaralıların miktarını ayırmanın mümkün olmadığı arz olunur efendim...




Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi
Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi
Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın
Galip et çünkü son ordusudur İslam’ın




Neden mi?
İstemiyorlardı hiçbiri vatanı kaderine terk edipte; Afyon’da, Çankırı’da,Zonguldak’ta bıraktıkları gonca güllerinin yanında soluk almayı,istemiyorlardı...

İsteyemezlerdi de zaten.
Onlara ,O yiğitlere Mehmetçik! Yani Küçük Muhammed esması boşa verilmemişti.

Talep oydu! ,arzu o!, vuslat o!!!!!
Anaları da saçlarına kına yakıp göndermişti zaten;



Alim!!!! Git artık !!! Peygamberin sancağı seni bekler.

Yavukluları da olmazdı zaten,


Çankırı – Korgun - Maruf köyünden; Abdullah oğlu Mehmet!
Zaman 24 mayıs 1915, yaş henüz 14,/// Şehit!!!

Aydın – Kuyucak –Horsulu köyünden Koca Yusuf oğlu Hasan!
Zaman 8 haziran 1915 yaş henüz 13,////Şehit!!

Esameleri böyle yazılmıştı,
Mezarları olmayacaktı,
Mezar taşları hiç,
-Peki nereye yazılacaklardı!!!
Elbette ki gök kubbenin mihrabına.
Ezineli Yahya çavuş,Seyit Ali Çavuş,Asteğmen Mucip,İsmail Hakkı ve daha niceleri,niceleri...

Çanakkale içinde bir uzun selvi,(2)
Kimimiz nişanlıııı....Kimimiz evli
Oooooof gençliğim eyvah!

250 bin vatan evladının gül yaprakları gibi ellerinden, kollarından, gözlerinden canlarından bir bir geçmeleri ne demektir? Bilir misiniz


Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müthiş tipidir Ya Rab; Savrulur enkaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde,bacak,kol,çene,parmak,el,ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağanak sağanak.


250 bin can,250 bin yiğit,
250 bin vatan aşkı ile çarpan yürek...
Bir o kadar ardında bıraktığı gözyaşı, anaların yürekleri dağlayan Mehmet’im ağıtları...

Sevdiğim... okurken yazımı sakın
Gözünden şimşekler çakmasın emi
Dördüncü yaram kalbime yakın
Kirpiğin elmaslar takmasın emi.

-diye seslenir, Üsteğmen Zahid .eşi Hanife Hanıma yazdığı vasiyet mektubunda.










Ama biz ağladık Zahid!
Mehmet Tevfik’in; ölümün gölgesinde borçlarımı ödeyin çırpınışlarına!!, Nadide’nin terekende yetim kalan saç demetine ağladı.

Kim bilir kimlerin hayatla oynaştığı bir saatte sevdaları kana batmış adamlara ağladık.

Yolları bir yıkık siperin içinde biten, yuvaları siperlere devrilen, mektupları kaybolan adamlara ağladık.
Bir ödenmez borcun altındayız Zahid , ağladık.(müzik)

Ya o söz neydi aramızda?
Biz veremediğimiz sözlere ağladık,
Demek isteriz ki Çanakkale’ye
Aramızda geçen sözü unutma!


Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Oooooff gençliğim eyvah


Cephemize kudret veren analarımız ağlamamışlardır, onlar verdikleri sözlerini unutmamışlardır .Öyle ki;
Cepheye saldıkları yavruları analarına,

Allah’a dua et,düşman tırpanı
Devlet ağacını yolmasın, anne
Altında dökülsün oğlunun kanı,
Bayrağın gül rengi solmasın anne

Düşünme boş gelse posta katarı
Siperden akın var yarın dışarı;
Kadere razı ol, uzun yolları,
Bekleyen gözlerin dolmasın anne!

Asımın nesli ...diyordum ya... nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.
Şüheda gövdesi, bir baksana,dağlar,taşlar...
O,rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz anlından,uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna ya Rab,ne güneşler batıyor.

Ya analarımız,elleri öpülesi analarımız ,yavrularını ciğer parelerini cephede iken nasıl avuturlar yüreklerini,nasıl dimdik tutarlar
O sarılmaz,eğilmez inanç kalelerini....

Sancak ,Peygamber sancağıdır..onun altında can veren Onunla can bulacaktır.

Oğlum Hasan üç aydır ki mektubunu almadım
Gece gündüz hayır duanızdan geri kalmadım
.........
Zafer için her cengine yedi hatim adadım
Allah korusun ocağımda sensin kolum kanadım

Yaradan’ım sana nasip eder ise şehadet
Odur kulluk Hakk’a, vatan millet için ne devlet

İmam dedi, oralarda ulu, şanlı cenk olmuş
Düşmanların siperleri baştan başa leş dolmuş,

Derelerden tepelerden topladığın sümbülü
Yolla taksın yavukluna, ziynet bulsun kakülü(Müzik)
.....
Sen düşünme, millet bize gözü gibi bakıyor
Bolluk şükür zad-zahire her taraftan akıyor.

Eğer köyde ölen kalan var mı diye sorarsan
Konu komşu eşi dostu hatırlayıp anarsan


Muhtargilin Ahmet şehid olmuş haber geldi dün
Şenlik oldu, mevlid oldu,düğün oldu bütün gün

Köy hep giyindi kuşandı namazgaha gittiler
O şehidin Rahmetullah duasını ettiler

Yeri belli olmak için mezarını kazdılar
Bir taş dikip Ahmet şehid oldu diye yazdılar
Sen bilirsin yavuklusu kumral saçlı emine
Bir al bayrak asmış idi o gün kendi evine

O güzel kız yeşil örtü örtmüş idi başına
Bir kurumla oturmuştu köyün dibek taşına

Sürme çekmiş kına ile süslemişti elini
Olmuş idi tel duvaklı, nurlu şehid gelini

Dedi Ahmed beni artık ahirette beklesin
Ben onunum unutmasın beni Hakan istesin

Kaderim bu şehid olmuş benim şanlı yığidim
Kız kalırım varmam ere bende canlı şehidim.

















İşte budur Mehmed’ini,... evladını, ciğer paresini Çanakkale’ye yollayan, müftehir şanlı Türk annesinin yüksek ruh hali.

Daha ne söylemelidir bilinmez, bilemeyiz. Dilimiz tutulur, dimağımız durur. Vakit, saat işlemez, anlam duyguyu tarif etmez olur.

Bir yandan cepheye evlat yollayan hane halkı, diğer yandan Şehadeti dört gözle bekleyen Plevne’deki Gazi Osman Paşanın torunları.

Son derece ustalıkla sevk ve idare olunan ve köşeye kıstırılıp;
Savunma durumuna getirildiği zaman daima daha korkulacak bir hasım olduğunu ispat etmiş bulunan kahraman ve azimli bir düşmanla dövüşüyoruz. Askerlerimizin bugün dövüşmekte oldukları adamlar Gazi Osman Paşa’nın emri altında Plevne’yi savunanlarla aynı kalıptan çıkmışlardır.Demekten kendini alamamıştır İngiliz Amirali..

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi
Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın

Mehmedim,mehmetçik,yani küçük Muhammed.........
5 Ocak 2009 Pazartesi

Hiç yorum yok: