arnica su filitreli süpürge, su ile temizleyen süpürge


ARNICA HYDRA SU FİLTRELİ ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE UCUZ FİYAT

1600W max.

Hepa filtre

Özel su filtreli sistem

Krom kaplı metal teleskopik emiş borusu

Ilık hava üfleme özelliği

Metal tabanlı süpürücü fırça

Dar uçlu boru, perde fırçası

Koltuk temizleme aparatı

Aksesuar askısı

kar lastikleri , kışlık lastikler


Kış lastikleri standart lastiklere oranla yüzde 40-50 oranında daha iyi bir yol tutuş ve frenaj sağlıyor.

Son yıllarda Türkiye'de de kış lastiği kullanılmaya başlandı.

Karla kaplı zeminlere en uygun lastikler kış lastikleridir.
Kış lastiğinin kauçuk karışımı nedeniyle diğer lastiklere oranla çabuk ısınır, daha gergin durur. Lastik ağızları küçülmez, lastiğin tutunma kabiliyeti artar. Kış lastiğinin desenindeki çizikler de daha derin olduğu için tutunmayı artırır.

Kış lastikleri kullanmak isteyen sürücüler araçlarının çekiş yapan tekerlerine değil daha iyiy verim ,güvenlik ve özellikle aracın dengesini düşündüklerinde aracın tekerlerinin DÖRDÜNE BİRDEN TAKTIRMALI
Özetle

Karla kaplı bir zeminde, kış lastikleriyle 50 km/s hızla seyreden bir aracın fren mesafesi 35 metre iken, yaz lastikleriyle bu mesafe 43 metreye çıkar.Kış lastiklerinin yivlerinin derin olması nedeniyle, karlı ve buzlu yollarda aracınızın hem çekiş gücü artar, hem de frenleme esnasında daha kolay ve daha çabuk durur. Güvenilir bir kavrama ve hızlanma elde edersiniz

Kuvayı Milliye Destanı, şiir dinle, video

birinci bap

İkinci bap

Üçüncü bap

Dördüncü bap

Beşinci bap

Altıncı Bap

Yedinci bap

Sekizinci bap

Tahrir Defterleri nedir ne amaçla kullanılmıştır


   Tahrir Osmanlı Devletinde toprağın mülkiyet ve tasarruf hukukunun, reayanın yükümlülüklerinin ve vergi cins ve miktarlarının belli usul ve kaidelere göre tesbit ve kaydedilmesi. Arazi tahrirleri Osmanlılardan evvelki Türk-İslam devletlerinde de yapılmıştır. Araplar Mısır'da ve İspanya'da; Selçuklular İran'da; İlhanlılar Hint'te nüfus ve arazi tahrirleri yaptırmışlardır. Osmanlılarsa bu tahrir şeklini mükemmel bir hale getirerek imparatorluk bünyesindeki geniş memleketlerde tatbik etmişlerdir. 
                     Tahrir hakkında ansiklopedik bilgi

Tahrir Osmanlı Devletinde toprağın mülkiyet ve tasarruf hukukunun, reayanın yükümlülüklerinin ve vergi cins ve miktarlarının belli usul ve kaidelere göre tesbit ve kaydedilmesi.

Arazi tahrirleri Osmanlılardan evvelki Türk-İslam devletlerinde de yapılmıştır. Araplar Mısır'da ve İspanya'da; Selçuklular İran'da; İlhanlılar Hint'te nüfus ve arazi tahrirleri yaptırmışlardır. Osmanlılarsa bu tahrir şeklini mükemmel bir hale getirerek imparatorluk bünyesindeki geniş memleketlerde tatbik edip, Osmanlı mali-idari sisteminin esası haline getirmişlerdir.

Osmanlı idaresine geçen bölgeler, nizam ve teşkilat içerisinde, tımar sisteminin gereği olarak, gelir kaynaklarının tespiti maksadıyla tahrire tabi tutulurdu. Tahrir esnasında, Osmanlı Devletindeki yerleşme merkezleri (şehir, kasaba, köy, mezra ve çiftlik) ve buralarda yaşayan, vergi vermekle mükellef evli veya bekar şahısların tek tek isimleri, yetiştirilen mahsuller ve bunlardan alınan vergiler, meslek grupları vs. ayrı ayrı yazılırdı.

Fethi müteakip yapılan ilk tahrirden sonra, zaman zaman yeni bir padişahın tahta çıkması, umumi olarak meydana gelen değişiklikler, vergi gelirlerinin herhangi bir surette artmış veya eksilmiş görünmesi ve defter harici kalmış yerlerin deftere sokulması gibi muhtelif sebeplerle tahrirler yenilenirdi. Padişahların uzun süre tahtta kalma dönemlerindeyse, bu tahrirlerin 30 yılda bir tekrarlanmaları kanundu.

Arazi tahriri işinin sorumluluğunu üstlenen kişiye; emin, mübaşir, muharrir, il yazıcısı, vilayet katibi gibi isimler veriliyordu. Tahrirlerin; rüşvet ve suistimale meydan vermeden kemal-i adalet üzere yürütülmesi için bu mesuliyetli işe umumiyetle tecrübe ve bilgi sahibi nüfuzlu beyler veya kadılar tayin olunuyordu. Her eminin yanında defterin yazılması ve tanzimini üzerine alan, işin tekniğini iyi bilen bir de katip bulunmaktaydı. Ayrıca tahrir işlemi her bölgenin kadısının da murakabesi altında yürütülmekteydi.

Tahrir emini, bölgenin eski defterleriyle muhtemelen bir önceki tahrirden beri, tımar sahiplerinin vaziyetlerinde ve gelirlerinde meydana gelmiş değişiklikleri gösteren bir icmal defterini, yanında bulundurur ve ona göre tahrire başlardı. Her yeni tahrir bir takım yolsuzlukları meydana çıkardığı gibi, ormanlık yerlerden açılan arazinin işletilmesi ve evvelce istifade edilmeyen yerlerin işler hale getirilmesi dolayısıyla istihsal miktarı artmış olurdu.

Tahrir tamamlandıktan sonra, timarların yeni vaziyetini aksettiren timar icmal defterleri hazırlanır, ayrıca o bölgenin bütün teferruatını belirten mufassal defterler temize çekilerek padişah katına sunulurdu.

Bu yeni tahrir defterine Nişancı tarafından hükümdarın tuğrası konulduktan sonra, bir sureti Defterhane hazinesinde Defter emini nezaretinde saklanır, bir sureti ait olduğu vilayetlere gönderilir ve yeni tahrir mucibince hareket edilmesi emrolunurdu. Beylerbeyleri de yeni tahrir üzerine sipahilere dirlik tezkireleri verirdi. Yeni teşkil edilen deftere “cedid”, eskisine “atik”, daha eskisine “köhne” denirdi.

Bir bölgenin tahriri oranın yalnızca has, zeamet ve timar gelirlerinin tespitinden ibaret değildi. Bunun yanısıra bölgedeki evkafın, konar-göçer teşekküllerin, piyade ve müsellemlerin ayrı ayrı tahrirleri yapılır ve bunlara ait müstakil defterler de hazırlanırdı. Bu deftere köylerdeki reaya ile kasaba ve şehir halkı isimleriyle kalem kalem yazılmayarak, sadece dirlik sahiplerinin adları ve gelirleri toplu olarak kaydedilirdi.

Tahrir usulünün 16. yüzyılın sonuna kadar muntazam bir şekilde devam ettiği, 17. yüzyıl ortalarından itibarense çeşitli iç ve dış meseleler yüzünden yavaş yavaş terk olunduğu anlaşılmaktadır. Bugün elde mevcut bulunan tahrir defterlerinden binlercesi İstanbul'da Osmanlı Arşiviyle Ankara'da Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-i Kadime Arşivinde bulunmaktadır. Bu defterler sayesinde bugün, üç kıtaya yayılmış bulunan, koca Osmanlı Devletinin bir işbaşı manzarasını görmek mümkün olmaktadır. Gerçekten de; bundan dört-beş yüz sene evvel Türkiye'nin her köşesinde mevcut sipahiyle toprağa bağlanmış köylüyü, devleti bir ucundan diğerine kat ederek geniş ölçüde münasebet temin eden yollar boyunca derbent bekleyen, yol ve köprü tamir eden ve kervansaraylara hizmet eden insanları, madenci, güherçileci, şapcı, tuzcu ve yağcı gibi türlü mükellefiyetleri olan halkı ve nihayet her türlü baç ve rüsum toplanan geçit, pazar ve gümrük mahallerini yerli yerinde ve vazife başında görmek, imparatorluk denilen bu muazzam makinenin çarklarının nasıl işlediğini anlamak bakımından çok önemlidir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi





NÜFUS POLİTİKALARI



Günümüzde sınırlı olan doğal kaynakların hızla tüketilmesi,nüfus özelliklerinin (Nüfusun niteliği) önemli hale gelmesi nüfus politikalarını önümüze çıkarmıştır.
 Geçmişte nüfusun sayısal çokluğu(niceliği)güç sayılırken günümüzde nüfusun niteliği(eğitim, iş,gelir düzeyi)önem kazanmıştır.Nüfusun miktarı ve niteliği ile ülkelerin kalkınmaları arasında ilişki kurulmaktadır.
 Fazla nüfus kalkınma ve gelişmeyi zorlaştırırken nitelikli (eğitilmiş) nüfus kalkınma ve gelişmeyi hızlandırmaktadır.
 Dünyada genel olarak uygulanan 3 nüfus politikası vardır.

1-Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politika (Çin,Hindistan)
2-Nüfus artış hızını yükseltmeye yönelik politika (Gelişmiş Avrupa ülkeleri İngiltere,Fransa,İsveç)
3-Nüfusun niteliği ve niceliğini iyileştirmeye yönelik politikalar (Gelişmekte olan ülkeler)

-Genel olarak nüfus politikalarının temelinde nüfusu kontrol altında tutma çabaları bulunmaktadır.
1-Ülkelerin farklı nüfus politikaları:
Nüfus artışı her yerde farklılıklar gösterdiği gibi zaman içinde de değişebilir.Bazı ülkeler nüfus artışlarını düşürmeye çalışırken bazı ülkeler düşürdükleri nüfus artışlarını artırmaya çalışmaktadırlar.
2-Nüfus politikalarının olumlu olumsuz yönleri
Nüfus artış hızının düşmesinin
-Olumlu Yönleri -Olumsuz Yönleri 
1-Hayat standardı yükselir 1-Yaşlı nüfus artar
2-Ülkede yatırımlara daha fazla pay ayrılır. 2-Çalışanlar azalır. Tüketici nüfus artar.
3-İşsizlik azalır. 3-Cinsiyet dengesizliği 
4-Tasarruflar artar. 4-Dinamik iş gücü azalır. 
Nüfus Artış Hızının Yüksek Olmasının 
-Olumlu Yönleri -Olumsuz Yönleri
1-Üretim ve vergi gelirleri artar, 1-İşsizlik artar,
2-İş gücü ucuzlar, 2-İthalat artar,ihracat azalır,
3-Yeni B alanları ortaya çıkar, 3-Eğitim sağlık sorunları ortaya çıkar,
4-Mal ve hizmetlere talep artar, 4-Çevre sorunları ve gecekondulaşma başlar,
5-Genç nüfus artar. 5-Konut sıkıntısı ortaya çıkar.Tasarruflar azalır.

Tarihsel Süreçte Kentler
Tarih boyunca ilk şehirlerin ortaya çıkışı ve şehirleşme hareketleri başlangıcı eski olmasına rağmen şehirleşme(ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesi gibi nedenlerle) yavaş yavaş devam etmiştir. Şehirleşme sanayi devriminden (İngiltere 1848) sonra hızlanarak şehirlerin sayısı sürekli artmıştır.
 Şehirlerin çoğalması ve gelişmesinde çeşitli faktörler etkili olmuştur. En hızlı kentleşme 1950-1960 döneminde görüldü.
-Şehirler gelişmelerinde etkili olan faktörlere göre;
1-İdari kentler başkentler
2-Sanayi kentleri
3-Liman kentleri
4-Turizm kentleri
5-Dini ve kültürel kentler
6-Ticaret kentleri
7-Tarım kentleri 
8-Eğitim kentleri
9-Ulaşım kavşağı kentleri
 Şehirlerin sahip olduğu önem zamanla değişebilir. Gelişmesinde etkili olan fonksiyon ortadan kalkabilir.
Şehirler fonksiyonlarına göre önemli etkilere sahiptir.Bazı şehirler küresel (Dünya üzerinde etkilidir.) New York,Tokyo (ekonomi merkezi)bazı kentler bölgesel etkiye sahiptir.Şam bazıları yerel etkiye sahiptir.Eskişehir,Denizli,Halep…




CANLILARIN YERYÜZÜNDE DAĞILIŞINI ETKİLEYEN COĞRAFİ FAKTÖRLER



I-Fizik Faktörler II-Biyolojik Faktörler III.Paleocoğrafya

a)İklim a)İnsan a)Kıtaların Kayması
b)Yerşekilleri b)Diğer Canlılar b)İklim Değişiklikleri
c)Toprak

I-Fiziki Faktörler

a)İklim:İklim bir bölgede uzun yıllar hakim ve karekteristik hava koşullarıdır.İklim özellikle sıcaklık, nem ve su yönünden bitkiler ve canlıların yaşama alanlarını etkiler. Biyocoğrafya, yeryüzündeki türlerin ve bu türlerin dağılışını inceleyen bilim dalıdır. Canlıların sınıflandırlımasında en küçük birim tür dür.
-Sıcaklık,bitkilerin ekvatordan kutuplara,alçaktan yükseğe doğru kuşaklar oluşturarak yaprak türü ve çeşitliliğinin değişmesine neden olur.
-Nemlilik ve yağış bitki örtüsünü etkileyen diğer bir iklim elemanıdır. Nemli yağışlı ve sıcak bölgelerde gür bitki örtüsü ve bol canlı çeşitliliği bulunurken az yağış alan kurak iklim bölgelerinde bitki örtüsü cılızlaşır, canlı türleri azalır.
-Bitki örtüsü ve çeşitliliği hayvan türlerinin yeryüzündeki dağılışını da etkiler.

a-Tundra,
 Kutup bölgelerine yerleşmiş ot topluluğudur.Tundralar ağaçların doğal sınırları dışında kalan bitki topluluklarının oluşturduğu alanlardır.60 ile 70 enlemleri arası sıcaklaığın yaz aylarında bile 7 -8 dereceyi geçmediği alanlardır. 

b-İğne Yapraklı Ormanlar,
 Sibirya, İskandinavya ve Kanada gibi soğuk enlemlerden başlayarak Akdeniz’e kadar inen Tundralara göre daha fazla yağış alan çam ormanları veya kozalaklı türler bu gruba girer.Bu türe TAYGA ormanları da denir.

c-Geniş Yapraklı Ormanlar,
 Ilıman bölgelerde humusça zengin araziler üzerinde yapraklarını döken meşe, kestane, kayın, ceviz bu gruba girer.Daha sıcak bölgelerde okaliptus ve palmiyeler daha belirgin türlerdir. 

d-Tropikal Yağmur Ormanları, 
 Sürekli yağışlı,nemli sıcak ekvator çevresinin sık,gür ve geniş yapraklı,yaprağı yıl boyunca dökmeyen ağaçlardan oluşur.Dünyanın en geniş canlı yaşam alanlarıdır.

Çöller,
Dünya üzerinde kurak ve yüksek sıcaklığa sahip alanlara sıcak çöller,(30’ enlemleri çevresi ile kara içleri) soğuk kutup bölgelerine soğuk çöller denir.Çöller bitki ve hayvan toplulukları bakımından fakir alanlardır.Bitkilerin toprağın üstündeki kısmı küçük ve yaprak sistemi ortadan kalkmıştır .Kaktüsler vb.Suyu depolama özellikleri gelişmiştir.Canlı türleri sıcaklık ve susuzluğa dayanıklı türlerdir.
Soğuk çöllerdeki canlılar ise besinlerini denizden sağlayan,düşük sıcaklığa dayanıklı türlerdir.Kutup ayıları,penguen,foklar gibi

b)Yerşekilleri: Dağlar,adalar,boğazlar bitki ve hayvan türlerini etkiler.Dağların denize bakan nemli ve ılık yamaçlarında bitki örtüsü ve çeşitliliği farklıdır.

c)Toprak : Toprak bitki ve hayvanların yaşam alanları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.
Toprağın fiziksel yapısı, kimyasal özelliği, nem ve sıcaklık şartları bitki ve hayvan türlerini etkiler.


II-Biyolojik Faktörler 
Yeryüzünde bitki ve hayvan topluluklarının dağılışını etkileyen insan kaynaklı faktörlere biyolojik faktörler denir.
İnsan kendine bağlı faktörlerle çevresini önemli ölçüde değiştirir. Bunlar genel olarak;
-Endüstriyel ve tarımsal faaliyetler,
-Sanayi ve teknolojideki gelişmeler,
-Yerleşme ve kentleşme,
-Küresel ısınma ve çevre kirliliği,
-Ormanların tahrip edilmesi, orman yangınları

III-Paleocoğrafya :

a)Kıtaların Kayması: Kıtalarda ve iklimlerde meydana gelen zaman içindeki değişiklik bitki ve hayvan türlerini önemli ölçüde etkiler. Kıtaların parçalanması,birbirinden uzaklaşması ya da yaklaşması.
b)İklim değişiklikleri:İklim değişikliklerine bağlı olarak;
1-Buzullama
2-Deniz Seviyelerinin Değişmesi 
3-Boğazların Kara Haline Gelmesi
4-Geçitlerin Su Altında Kalması 

Ekosistem

Belirli bir bölgede yaşayan canlılarla (bitkiler, hayvanlar ve insanlarla) çevre (atmosfer,hidrosfer,litosfer) arasındaki ilişkidir.Aslında dünya çok çeşitli ekosistemlerden oluşan bir ekosferdir. Ekosistemeler canlı ve cansız öğelerden oluşur.

Canlı öğeler: Bitkiler , hayvanlar , mikroorganizmalar, insanlar
Cansız öğeler: a- fiziksel etmenler: ışık , sıcaklık, rüzgar, yağış
  b-kimyasal etmenler: canlılar tarafından üretilen yağ, protein vs. ve su oksijen,karbondioksit, vb

Dünya ekosferi kara,deniz ve tatlı su olmak üzere 3’e ayrılır.

A-Su Ekosistemlerinin Doğal Sistemlerin İşleyişine Etkisi:
Su ekosistemleri canlılar üzerinde olduğu kadar ,cansız çevre üzerinde de önemli bir etkisi vardır.
Su ekosistemleri
1.Karasal ile 2.Denizel olmak üzere ikiye ayrılır.
-Göl -Okyanus
-Nehir -Deniz ekosistemleri
-Bataklık

Okyanuslar; derin sulardır. Canlıların çocuğu güneş ışığının erişebildiği ilk 100 metre derinliğe kadar yaşar.Canlı tür ve çeşidi derinlik arttıkça azalır ,buna rağmen okyanuslarda çok çeşitli ekosistemler bulunur.
-Okyanusların iklim üzerinde ısı dengesini sağlar.(Okyanus akıntıları)
-Canlılar için önemli bir beslenme ve barınma alanıdır.
-Dalgalar sırasında havaya tuz zerreleri karışır, bu da yağışı kolaylaştırır.
-Dalgalarla havaya karışan toz ve tuz zerreleri yağışlarla toprağa iner ve doğal gübre yerine geçer.
Akarsular; Akarsular ekosistemlerin önemli bir parçasını oluşturur.Akarsular birçok canlı türü için yaşam alanıdır.
-Akarsuların akışı, fiziksel ve kimyasal özellikleri suda barınan canlı türü üzerinde etkilidir.
-Eğimin fazla olduğu suyun hızlı aktığı yerler canlı türü bakımından fakirdir.
-Fazla alüvyon taşınan bulanık sular canlı yaşamı için olumsuz etki yapar.
-Akarsuların yukarı çığırı (ağız kısmı) canlı türünün az olduğu yerlerdir.
-Akarsuların ağızları(nehirlerin deniz ve göllere ulaştığı yerler) ile dalga aşındırması sonucu akarsu ağzının genişlemesi sonucu oluşan haliç tipi kıyılar canlı çeşitliliğinin en zengin olduğu alanlardır.  
-Eğimin azaldığı, akışın yavaşladığı ağız kısmı (denize ya da göle döküldüğü yer) canlı türü bakımdan zengindir.
Su döngüsü(Hidrolojik Çevrim)
Su moleküllerinin atmosfer ,litosfer ve hidrosfer arasında hareket etmesine su döngüsü denir.Deniz, göl, akarsu, toprak ve bitkilerin terleme yoluyla buharlaşan ve atmosfere karışan nem yoğunlaşarak bulutları ,bulutlarda yoğunlaşarak yağışı oluşturur.Yağışlarla yeryüzüne düşen suların bir kısmı yerüstü sularını bir kısmı da yer altına sızarak tekrar deniz ya da göllere katılarak su döngüsünü oluşturur.

Enerji Akışı ve Madde Döngüsü
Canlı varlıklar (bitkiler ve hayvanlar) ile atmosfer ,hidrosfer ve litosfer gibi (cansız ) unsurlar arasındaki madde döngüsü ve enerji akışıyla ekosistem kendini besler.
Madde döngüsü ve enerji akışı ile toprak (litosfer) su (hidrosfer) hava (atmosfer) ile bitkiler ve diğer canlılar arasında sürekli bir alışveriş olur.Bu durum ekosistemde devamlılığın sürmesini sağlar.
A-Besin Zinciri: Beslenme bakımından bütün canlılar birbirleri ile ilişkilidir.Yeşil bitkiler güneş enerjisini kullanarak bütün canlılar için gerekli olan besinleri yaparlar. Besinler tüketiciler tarafından kullanılır bu ilişkiye besin zinciri denir.
-Besinler,alg’ler ve bakteriler inorganik maddeleri güneş enerjisini kullanarak fotosentez yoluyla organik besinlere dönüştürür.
-Güneş enerjisi fotosentez yapan canlıların ürettikleri besinlerde depolanır. Besin maddeleri canlılar tarafından tüketildiğinde enerji bu canlılara geçer.Böylece enerjisi bir canlıdan diğerine geçerek enerji akışı ve besin zinciri başlamış olur.
-Canlılarda enerji aktarımı besin zinciri vasıtasıyla olur.

-Besin zinciri boyunca aktarılan enerjinin büyük bir kısmı o canlının yaşam gereksinimi için kullanılırken geriye kalanı zincirin bir sonraki halkasına aktarılır. Buna enerji piramidi denir.

B-Enerji Akışı: Ekosistemlerde güneşten gelerek bitkiler,otçullar,etçiller ve ayrıştırıcılara doğru giden bir enerji akışı vardır.Enerjinin kaynağı güneştir ve enerji akışı tek yönlüdür.
-Beslenme seviyesi yükseldikçe canlıların kullanabileceği enerji azaldığından sayıları da azdır.
C-Madde Döngüleri
Madde döngülerinin enerji akışından farkı, ekosistemlerin içinde sürekli devir yapmasıdır. Çünkü madde varlığı sınırlıdır. Yerine konmadığı sürece biter.

-Madde Döngüsü, inorganik maddelerin sürekli olarak cansız ortamdan alınıp canlılar tarafından kullanıldıktan sonra ortama geri verilmesi şeklinde çalışır.
Madde döngüsü üçe ayrılır;

1-Karbon Döngüsü: Canlı yaşamının temel taşıdır.Karbon,Atmosferde karbondioksit,Suda karbondioksit,bikarbonat ve Karalarda,kömür,petrol,doğalgaz,kireçtaşı içerisinde bulunur.
 Karbondioksit,
-Bitkilerde fotosentez için önemlidir.
-Bitkiler karbondioksiti güneş ışığı yardımıyla oksijene dönüştürür.
-Karbondioksit günlük ve mevsimlik sıcaklıkların aşırı düşmesi ya da artmasını önler.
-Denizler ile atmosfer arasında karbon alışverişi çok yavaştır.
-Atmosferdeki Co2 miktarı bellidir.Tüketilen miktarda Co2 doğaya dönmemiş olsaydı fotosentez gittikçe azalır,bitkilerin organik(besin) madde üretme durumu kalmazdı.Besin zinciri durur ve hayat biterdi.

2-Oksijen Döngüsü: Canlıların besinlerini enerjiye dönüştürebilmeleri (yakabilmeleri) için önemlidir.Oksijenin büyük bölümü atmosferde bulunur.(Atmosferin %2’si O2’dir)Atmosfere O2 sağlayan en önemli kaynaklardan birisi fotosentez yapan yeşil yapraklı bitkilerdir.Diğer oksijen kaynağı atmosferde bulunan sudur.
Atmosferde oksijen 3 şekilde bulunur. Atomik (O) moleküler (O2) ve ozon (O3)
-Oksijen kömür,petrol gibi maddelerin yanması ile besin maddelerinin yakılmasında kullanılır.
-Doğal ortamda tüketilen kadar O2 sisteme verildiğinde O2 miktarında bir değişme olmaz.

3-Azot Döngüsü: Azot canlılar için önemlidir.Protein ve DNA’nın bileşenlerindendir.

-Topraktaki verimi etkiler.Atmosferin %78’i azottur.Bitkiler tarafından doğrudan kullanılamaz. Nitrit ve nitratlara ayrılması gerekir.Buna azot döngüsü denir.