LANETLİ KASABA

0
315

 

Adam kendisini izleyen meraklı bakışlara aldırmadan kasabanın ortasına kadar yürüdü.  Hayatında bu kadar harap olmuş bir yerleşim yeri görmüş değildi.  Köy meydanını saran evlerin duvarlarından su damlalarını aratmayacak şekilde tuğlalar dökülmekteydi. Evlerin arasında çamur içinde oynayan çocuklardan kiminin ayağı, kiminin kolu patır kütür yere dökülmekteydi.

Aradığı bir şey varmış gibi arkasını döndüğünde, taşlardan yapılmış çeşmeden asker hakisi akan suya uzun uzun baktı.  “Kahve” diye adlandırılacak yapının önünde oturan insanların çürük dişlerinden güldükleri yahut ağladıkları belli olmamaktaydı.  Yine de kimse halinden şikayetçi görünmemekteydi.

“Bu insanlar” dedi içinden bir ses “ya kutsal kitaplarda bahsi geçen lanetlenmiş insanlardan ya da bunların başında cüzam, veba , kuduz, verem gibi hastalıkların hepsi var.  Yoksa mümkün değil bir insan güruhu bu kadar sefalet ve perişanlık içinde olamaz”.

Kendinden emin insanların edasıyla hafifçe kafasını yukarı aşağı sallamaya başladı. Bir sihirbazmışçasına bir iki söz söyleyip seri bir iki “parmak hareketi”yle yıkılmaya yüz tutmuş evleri yeni yapılanları kıskandıracak derecede yeniledi.

Balçık haline gelmiş sokakları, çiçeklerle doldurmasına da sadece iki “parmak hareketi” yetti.  Çimen ve çiçeklerden gelen kokuyu ciğerlerine doldurduktan sonra iki parmağını tekrar hareket ettirip çocukları sapa sağlam yapması ise saniyeler içinde meydana gelmişti.

Yaptığı iş kendisine zevk verenlerin gülümsemesiyle parmaklarını bir iki kere daha hareket ettirip kahvedeki ve evdeki insanları yeni doğmuşcasına iyileştirdi.  Kasabada herkes mutluluktan koşmaya, çocuklar gibi eğlenmeye başladı.  Herkes yabancıya minnettarlığı göstermek için ona sarılıyor onu havaya atıp duruyordu.

Ortalık sakinleştikten sonra aralarında yaşı ilerlemiş biri yabancıya yaklaşıp bunu onlara da öğretmesini, bundan sonra bir sorunları olduğunda bu parmak hareketleri yapması için ustalığını onlara da aktarmasını rica etti.

Yabancı bir kaç dakika içinde sırrını kasabalıya öğretti.  Sakince elini sallayıp kasabadan ayrıldı.

Çok geçmeden  kasabayı ilkine rahmet okutacak bir lanet sardı.  İlkin hırsızlık baş gösterdi kasabada. Sonra yalan çıkarcılık kayırmacılık ve yolsuzluk aldı başını gitti. İnsanlar birbirlerinin yüzüne gülüp arkasından iş çevirmeye başladı. En sonunda cinayetler sardı, sokakları evlerin içini. Huzur namına kasabada hiçbir şey kalmadı. İnsanlar bedenen iyi gözükse de çürümüş et kokmaya başladı.

Ve o kasabada bir daha ne huzurun ne mutluluğun ne de “insanlığın” esamesi okundu.

O gün o Lidyalının bu masum kasabalıya parayı öğretmesi çaresi olmayan bir lanete bürüdü kasabayı.  Herkes yabancının gelmesinden önceki günlerini mumla arar oldu.

O gün bugündür bir lanetin içinde çırpınıp dururlar…

SÜLEYMAN ÇELİK

BİR Kİ/ 2015

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here